Sıkça Sorulan Sorular
Merak ettiğiniz soruların cevaplarını burada bulabilirsiniz. Aradığınızı bulamazsanız bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
Kurban; sözlükte yaklaşmak ve Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelmektedir. Dinî bir terim olarak ise, Allah’a yakınlaşmak ve O’nun rızasını kazanmak amacıyla, ibadet niyetiyle belirli şartları taşıyan bir hayvanın usûlüne uygun şekilde kesilmesini ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
Kurban Bayramı’nda kesilen kurbana udhiyye, hac ibadeti kapsamında kesilen kurbana ise hedy adı verilmektedir.
İslam’da farklı amaçlarla kesilen kurbanlar bulunmaktadır. Başlıca kurban çeşitleri şunlardır:
Udhiye (Kurban): Kurban Bayramı günlerinde, belirli şartları taşıyan kişiler tarafından ibadet amacıyla kesilen kurbandır.
Hedy: Hac ve umre sırasında kesilen kurbanlara verilen addır. Kesilen hayvanın türüne göre bedene (büyükbaş) veya dem (küçükbaş) olarak adlandırılır.
Adak Kurbanı: Kişinin dinen yükümlü olmadığı hâlde, bir ibadeti yerine getireceğine dair Allah’a söz vererek kestiği kurbandır.
Akîka Kurbanı: Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbandır.
Şükür Kurbanı: Bir nimete kavuşma, hastalıktan şifa bulma veya önemli bir başarı sonrası Allah’a şükür amacıyla kesilen kurbandır.
Zebihe (Sadaka Kurbanı): Eti için kesilen, hem sevap kazanma hem de ihtiyaç sahiplerine yardım etme amacı taşıyan kurbandır.
Hanefî mezhebine göre; akıl sağlığı yerinde, buluğa ermiş, seferî olmayan ve temel ihtiyaçları ile borçları dışında nisap miktarı mala sahip olan her Müslümanın, malın nâmî (artıcı) olup olmadığına ve üzerinden bir yıl geçip geçmediğine bakılmaksızın, Kurban Bayramı günlerinde udhiyye kurbanı kesmesi vaciptir.
Diğer mezheplerin çoğuna göre ise, Kurban Bayramı’nda kurban kesmek sünnet-i müekkede olarak kabul edilmektedir.
Kurban kesmek; akıl sağlığı yerinde, bülûğa ermiş, seferî olmayan ve temel ihtiyaçları ile borçları dışında nisap miktarı mala sahip olan her Müslümanın yerine getirmesi gereken malî bir ibadettir.
Bu kapsamda; yukarıda belirtilen şartları taşıyan ve temel ihtiyaçları ile borçları haricinde 80,18 gram altın veya bu değerde para ya da mala sahip olan kimselerin Kurban Bayramı günlerinde kurban kesmeleri gerekmektedir. Kurban yükümlülüğünde, malın nâmî (artıcı) olup olmaması veya üzerinden bir yıl geçmiş olması şartı aranmaz.
Kurban olarak; koyun, keçi, sığır (inek–manda) ve deve cinsinden hayvanlar kesilebilir. Bu hayvanların erkek veya dişi olması arasında hüküm açısından bir fark bulunmamaktadır. Ancak koyun cinsinden erkek hayvanı kurban etmek daha faziletli kabul edilmiştir.
Kurban edilecek hayvanlarda aranan yaş sınırları ise şöyledir:
Koyun ve keçi: En az 1 (bir) yaşını doldurmuş olmalıdır. Ancak koyun, altı aylık olduğu hâlde bir yaşını doldurmuş gibi gelişmiş ve gösterişli ise kurban edilmesi caizdir.
Sığır (inek–manda): En az 2 (iki) yaşını doldurmuş olması gerekir.
Deve: En az 5 (beş) yaşını doldurmuş olmalıdır.
Kurban edilecek hayvanın sağlıklı ve kusursuz olması esastır. Aşağıda belirtilen kusurların bulunması hâlinde hayvan kurban olmaya elverişli değildir:
İki gözü veya bir gözü tamamen kör olan hayvanlar
Kesim yerine yürüyemeyecek derecede topal olanlar
Kulağının veya kuyruğunun üçte birinden fazlası kopuk olanlar
Kemikleri sayılacak derecede aşırı zayıf olanlar
Dişleri tamamen dökülmüş olanlar
Meme uçları kesik olan hayvanlar
Hasta olan hayvanlar
Başıboş dolaşıp pislik ile beslenmiş olan hayvanlar
(Ancak bu hayvanlar temizlenip uygun şekilde beslendiğinde sakınca ortadan kalkar.)
Aşağıdaki durumlar ise kurban olmaya engel teşkil etmez:
Uyuz, şaşılık veya hafif topallık
Doğuştan boynuzsuz olması ya da boynuzunun az bir kısmının kırık olması
Kulağının delik veya yırtık olması
Dişlerinin birkaçının düşmüş olması
Cinsel organının bulunmaması veya hadım edilmiş olması
İslam’da mal ayrılığı esası geçerlidir. Bu nedenle aile içinde karı, koca ve yetişkin çocuklardan her kim, borçları ve temel ihtiyaçları dışında, 80,18 gram altın veya bu değerde mala sahipse, dinen zengin sayılır ve kurban kesmekle yükümlüdür.
Şâfiî mezhebine göre ise aile adına bir kurban kesilmesi sünnet-i kifâye kabul edilir. Buna göre aileden bir kişinin kurban kesmesiyle, sünnet yerine getirilmiş olur. Bu görüş, asgari nisap seviyesine sahip aileler için daha uygun görülmektedir.
Fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine sadaka vermek çok sevaplı bir ibadet olmakla birlikte, kurban ibadetinin yerine geçmez. Çünkü kurban, kendine özgü şartları ve rükünleri bulunan müstakil bir ibadettir.
Kurban ibadetinin temel rüknü, hayvanın usûlüne uygun şekilde kesilmesi ve kanının akıtılmasıdır. Bu sebeple, yalnızca parasını fakirlere sadaka olarak vermekle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz.
Kurbanlık hayvanlarda ortaklık, yalnızca deve, manda ve sığır gibi büyükbaş hayvanlarda mümkündür. Bu hayvanlara en fazla yedi kişi ortak olabilir ve tüm ortakların ibadet niyetiyle kurbana katılması gerekir.
Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlarda ise ortaklık caiz değildir. Bu tür hayvanlar yalnızca bir kişi adına kurban edilebilir.
Kurban, mal ile yapılan bir ibadet olduğu için vekâlet yoluyla kesilmesi caizdir. Kişi kurbanını bizzat kesebileceği gibi, bir kişiye ya da kuruma vekil tayin ederek de kestirebilir.
Vekâlet; sözlü, yazılı olarak veya telefon, internet ve benzeri iletişim araçları aracılığıyla verilebilir. Vekil olan kişi ya da kurum, verilen vekâleti usulüne uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür.
Kurbanda esas olan, niyetin Allah rızası için olması ve kurbanın kişi adına kesilmesidir. Bu sebeple kurbanın yurt içinde başka bir şehirde ya da yurt dışında kestirilmesinde dinen bir sakınca yoktur. Kurbanın kesildiği ülkeye göre fiyatların farklı olması da hükmü değiştirmez.
Evet. Kurbanınız kesildikten sonra, Sanal Kimlik uygulamamız üzerinden tarafınıza bilgilendirme yapılmaktadır. Kesimi tamamlanan kurbanınıza ait görsel, video, kesim bilgileri ve konum bilgileri, tarafımızdan SMS ile gönderilen bir link aracılığıyla bağışçılarımızla paylaşılmaktadır.
Bu sayede bağışçılarımız, kurbanlarının kesildiğini şeffaf ve güvenilir şekilde takip edebilmekte ve Sanal Kimlik üzerinden tüm detaylara kolayca ulaşabilmektedir.
Kurban vekâleti; yüz yüze veya telefonla sözlü olarak verilebileceği gibi, banka aracılığıyla yapılan havale ve EFT işlemleri, ayrıca faks, SMS ve benzeri iletişim araçları yoluyla yazılı olarak da verilebilir.
Bu yöntemlerin tamamı dinî açıdan geçerli kabul edilmektedir. Önemli olan, bağışçının kurbanının kendi adına kesilmesi yönündeki niyetini açıkça ortaya koymasıdır.
Kişi, kurbanını bizzat kendisi kesebileceği gibi, bir kişiye veya bir hayır kurumuna vekâlet vererek de kestirebilir. Bu açıdan, bireye vekâlet verilmesi ile bir STK’ya vekâlet verilmesi arasında dinî bakımdan herhangi bir fark yoktur.
Bu nedenle, hayır kurumlarına vekâlet vererek kurban kestirmek caizdir. Kurbanın, kişinin bulunduğu şehir dışında veya yurt dışında kesilmesinde dinen bir sakınca bulunmamaktadır. Kurbanın kesileceği yerin farklı olması ya da ülkelere göre fiyatların değişmesi de bu hükmü etkilemez.
Kurban etleri, kesimin yapıldığı bölgelerde tespit edilen yoksul kişi ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmaktadır. Dağıtımlar, yerel şartlar ve ihtiyaç öncelikleri gözetilerek, adil ve düzenli bir planlama çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.
Bu sayede kurban ibadeti, hem ibadet amacına uygun şekilde yerine getirilmekte hem de bölgedeki ihtiyaç sahiplerinin temel gıda ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlanmaktadır.
Kurban dağıtımı yapılacak ihtiyaç sahibi kişi ve aileler, bölgede görev yapan saha ekiplerimiz ile güvenilir yerel partner kuruluşlarımız tarafından titizlikle belirlenmektedir. Tespit sürecinde; ekonomik durum, hane yapısı ve acil ihtiyaç kriterleri dikkate alınmakta, yardımlar gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaktadır.
Büyükbaş kurbanlarda hissedarların tamamının aynı niyete sahip olması şart değildir. Ortaklardan bir kısmı vacip, bir kısmı adak, akîka, şükür veya sadaka niyetiyle kurbana ortak olabilir.
Ancak adak niyetiyle hisseye giren kişi ve ailesi, bu kurbanın etinden yiyemez; etin tamamı fakirlere dağıtılmalıdır.
Öte yandan, ortaklardan birinin ibadet niyeti olmaksızın yalnızca et almak amacıyla hisseye katılması hâlinde;
Hanefî mezhebine göre tüm hissedarların kurbanı geçersiz olur.
Şâfiî mezhebine göre ise yalnızca o kişinin kurbanı geçersiz sayılır, diğer hissedarların ibadeti geçerlidir.
Hala sorularınız mı var?
Bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Size yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.