Sıkça Sorulan Sorular
Merak ettiğiniz soruların cevaplarını burada bulabilirsiniz. Aradığınızı bulamazsanız bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
Verenel Derneği’nin yürüttüğü tüm yardım faaliyetleri, ilgili mevzuat çerçevesinde resmî yetkili kurumların denetimine tabidir. Derneğimizin mali işlemleri ve faaliyetleri, düzenli olarak İl Dernekler Müdürlükleri tarafından denetlenmektedir.
Yardım programları ve projeler kapsamında hazırlanan faaliyet raporları, proje dosyaları ve mali belgeler, gerekli görülen durumlarda yetkili merciler tarafından incelenmekte; ayrıca dernek bünyesinde iç denetim süreçleri uygulanmaktadır.
Bağışçılarımız, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgilendirme almakta; yapılan yardım faaliyetlerine ilişkin görsel ve rapor paylaşımları aracılığıyla süreçten haberdar edilmektedir. Uygun koşullar çerçevesinde, bağışçılarımız dilerse yurt içinde veya yurt dışında gerçekleştirilen bazı faaliyetleri önceden planlama yapılarak yerinde gözlemleyebilmektedir.
Verenel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, temiz suya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde su kuyusu çalışmalarını yürütmektedir. Bu kapsamda projelerimiz, ağırlıklı olarak Asya ve Afrika kıtasında, su kaynaklarına erişimde ciddi sorunlar yaşayan ülkelerde hayata geçirilmektedir.
Su kuyusu açılacak bölgeler, saha araştırmaları ve ihtiyaç tespitleri doğrultusunda belirlenmekte; en fazla mağduriyetin yaşandığı yerleşim alanları önceliklendirilmektedir. Böylece açılan her kuyu, bölge halkının uzun vadeli ve güvenli şekilde temiz suya ulaşmasına katkı sağlamaktadır.
Su kuyusu açtırmak isteyen bağışçılarımız, bağış işlemini web sitemiz üzerinden online olarak, EFT/havale yoluyla ya da derneğimizle iletişime geçerek gerçekleştirebilirler. Bağış sırasında, su kuyusunun açılmasını istedikleri ülke veya bölgeye ilişkin tercihlerini iletebilirler.
Su kuyusu yapım maliyetleri; ülkeye, bölgenin coğrafi koşullarına ve suya ulaşmak için gereken derinliğe göre değişiklik göstermektedir. Bu nedenle kesin bedeller, proje planlaması aşamasında netleşmektedir.
Güncel su kuyusu bedelleri ve detaylı bilgi almak isteyen bağışçılarımız, derneğimizin iletişim hattı üzerinden yetkili birimlerimizle görüşerek yönlendirme alabilirler.
0312 283 00 00 / 0312 261 38 38
İnsanların sağlıklı ve güvenli içme suyuna erişimini sağlamak amacıyla inşa edilen su kuyularında, elde edilen suyun sağlık açısından uygunluğu titizlikle kontrol edilmektedir.
Bu kapsamda, su kuyularından elde edilen su; bölgedeki yetkili ve güvenilir partner kuruluşlar tarafından saha kontrolleri ve uygunluk değerlendirmeleri ile denetlenmektedir. Yapılan kontrollerde, suyun insan sağlığına zarar oluşturabilecek unsurlar içermemesi esas alınmaktadır.
Verenel Derneği, su kuyusu projelerinde insan sağlığını öncelik kabul eden bir anlayışla hareket etmekte ve bu doğrultuda gerekli denetim süreçlerini uygulamaktadır.
Su kuyusu projelerinin yapım süresi; ülkenin coğrafi koşullarına, zemin yapısına ve suya ulaşmak için gereken derinliğe bağlı olarak değişiklik göstermektedir.
Genel olarak, su kuyusu çalışmaları yaklaşık 2 ila 4 ay içerisinde tamamlanmaktadır. Asya bölgesinde bazı projeler Afrika bölgesine kıyasla daha kısa sürede sonuçlanabilmektedir.
Tüm su kuyusu projeleri, derneğimizin koordinasyonunda ve yerel partner kuruluşlarla iş birliği içerisinde, baştan sona takip edilerek tamamlanmaktadır.
Bireysel Bağış: Verenel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin su kuyusu çalışması yaptığı bölgelerde su kuyusu açtırma talebinde bulunan bağışçımız, ya Web sayfası üzerinden ya da 0312 283 00 00/0312 261 38 38 numaralı telefondan ulaşarak başvuru yapar. Dernek yetkilisi ile kuyunun nerede açılacağına karar verildikten sonra kuyunun açılma işlemine başlanır. Kuyu açılışı tamamlandıktan sonra bağışçıya kuyunun fotoğrafları ve videosu kendisine takdim edilir.
Su Kuyusu Fonuna Bağış: Bireysel kuyu açtırma talebi dışında su kuyusu için yapılan yardımlar, miktarı ne olursa olsun, su kuyusu için ayrılmış havuz sisteminde değerlendirilir. Burada biriken meblağ ile ihtiyaç duyulan bölgelerde su kuyuları açılır.
Açılışı tamamlanan su kuyularına ait görsel, video, fotoğraf, konum bilgileri ve proje detayları, bağışçılarımıza “Sanal Kimlik” sistemi üzerinden iletilmektedir.
Su kuyusu tamamlandığında, kuyuya ait tüm bilgiler SMS ile gönderilen Sanal Kimlik bağlantısı aracılığıyla bağışçılarımızın erişimine açılır. Bağışçılarımız bu bağlantı üzerinden, destek verdikleri su kuyusunun güncel bilgilerini ve görsellerini kolaylıkla inceleyebilirler.
Bu sistem sayesinde bağış süreci şeffaflık ve güven esasına dayalı olarak takip edilebilmektedir.
Verenel Derneği olarak; beyaz eşya, mobilya, jeneratör, elektronik cihazlar, battaniye, çocuk bezi ve paketli gıda ürünleri başta olmak üzere aynî bağışları kabul etmekteyiz.
Aynî bağışlarınızı, bulunduğunuz şehirdeki temsilciliklerimizle iletişime geçerek teslim edebilir; bağış süreciyle ilgili detaylı bilgiyi ekiplerimizden alabilirsiniz. Bağışlarınız, uygun şekilde teslim alınarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaktadır.
Verenel Derneği’ne bağışlarınızı aşağıdaki yöntemlerle gerçekleştirebilirsiniz:
Banka havalesi / EFT yoluyla,
Temsilciliklerimiz aracılığıyla, elden ve makbuz karşılığında,
Web sitemiz üzerinden online bağış sistemi ile kredi kartı kullanarak.
Hesap bilgilerimize ilgili bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
https://verenel.org/tr/account-numbers
Yurt dışından yapacağınız bağışları, Euro veya Amerikan Doları cinsinden hesaplarımıza SWIFT kodu aracılığıyla havale/EFT yoluyla iletebilirsiniz.
Ayrıca, kredi kartı kullanarak web sitemiz üzerinden online bağış yapma imkânı da bulunmaktadır.
Yurt dışı bağış hesap bilgilerimize ilgili bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
https://verenel.org/tr/account-numbers
Verenel Derneği, yurt dışındaki yardım ve proje çalışmalarını merkez denetimi altında, sahaya uygun yöntemlerle yürütmektedir.
Yurt dışında gerçekleştirilen çalışmaların bir bölümü, derneğimizin görevli ekipleri tarafından bizzat sahada takip edilmekte; bir bölümü ise bölgeyi yakından tanıyan, güvenilir yerel partner kurumlar aracılığıyla hayata geçirilmektedir. Bu yöntem, ihtiyaçların doğru tespit edilmesini, yardımların hızlı ve etkin şekilde ulaştırılmasını sağlamaktadır.
Tüm projeler kapsamında, görevli ekiplerimiz ve partner kuruluşlar tarafından düzenli raporlar hazırlanmakta, yapılan çalışmalar merkezimiz tarafından sürekli olarak izlenmekte ve denetlenmektedir.
Verenel Derneği’ne belirli bir ülke veya proje için şartlı bağışta bulunmak isteyen bağışçılarımız, bağış işlemi sırasında açıklama kısmına bağış şartlarını açık ve net şekilde yazabilirler.
İletilen şartlar, derneğimiz tarafından dikkate alınmakta ve bağış, mümkün olan en uygun şekilde bağışçının talebi doğrultusunda değerlendirilmektedir. Gerekli görülen durumlarda, bağışın doğru şekilde yönlendirilmesi için bağışçımızla iletişime geçilmektedir.
Bu sayede bağışlar, şeffaflık ve karşılıklı mutabakat esasına göre ilgili alanlara ulaştırılmaktadır.
Hayır. SMS yoluyla yapılan bağışlarda herhangi bir kesinti yapılmamaktadır. Bağış tutarının tamamı, ilgili yardım çalışmaları kapsamında kullanılmaktadır.
Banka havalesi veya online bağış yöntemiyle yaptığınız bağışın tarafımıza ulaşmasının ardından, bağış sırasında paylaştığınız cep telefonu numaranıza bilgilendirme SMS’i gönderilmektedir.
Herhangi bir nedenle bilgilendirme mesajı tarafınıza ulaşmazsa ya da bağışınızla ilgili detaylı bilgi almak isterseniz, derneğimizin iletişim hattını arayarak yetkili birimlerimizden destek alabilirsiniz.
0312 283 00 00 /0312 261 38 38
Evet. Gayrimenkul bağışlarınız, uzun yıllar boyunca ihtiyaç sahiplerine yönelik yardım faaliyetlerinde kullanılmak üzere önemli ve kalıcı bir hayra dönüşebilmektedir.
Gayrimenkul bağışlarıyla ilgili süreç, hukuki ve idari detaylar hakkında bilgi almak için Verenel Derneği iletişim kanallarımızı kullanarak bizimle irtibata geçebilirsiniz. Yetkili birimlerimiz, bağış süreciyle ilgili gerekli yönlendirmeyi memnuniyetle sağlayacaktır.
Kurban; sözlükte yaklaşmak ve Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelmektedir. Dinî bir terim olarak ise, Allah’a yakınlaşmak ve O’nun rızasını kazanmak amacıyla, ibadet niyetiyle belirli şartları taşıyan bir hayvanın usûlüne uygun şekilde kesilmesini ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
Kurban Bayramı’nda kesilen kurbana udhiyye, hac ibadeti kapsamında kesilen kurbana ise hedy adı verilmektedir.
İslam’da farklı amaçlarla kesilen kurbanlar bulunmaktadır. Başlıca kurban çeşitleri şunlardır:
Udhiye (Kurban): Kurban Bayramı günlerinde, belirli şartları taşıyan kişiler tarafından ibadet amacıyla kesilen kurbandır.
Hedy: Hac ve umre sırasında kesilen kurbanlara verilen addır. Kesilen hayvanın türüne göre bedene (büyükbaş) veya dem (küçükbaş) olarak adlandırılır.
Adak Kurbanı: Kişinin dinen yükümlü olmadığı hâlde, bir ibadeti yerine getireceğine dair Allah’a söz vererek kestiği kurbandır.
Akîka Kurbanı: Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbandır.
Şükür Kurbanı: Bir nimete kavuşma, hastalıktan şifa bulma veya önemli bir başarı sonrası Allah’a şükür amacıyla kesilen kurbandır.
Zebihe (Sadaka Kurbanı): Eti için kesilen, hem sevap kazanma hem de ihtiyaç sahiplerine yardım etme amacı taşıyan kurbandır.
Hanefî mezhebine göre; akıl sağlığı yerinde, buluğa ermiş, seferî olmayan ve temel ihtiyaçları ile borçları dışında nisap miktarı mala sahip olan her Müslümanın, malın nâmî (artıcı) olup olmadığına ve üzerinden bir yıl geçip geçmediğine bakılmaksızın, Kurban Bayramı günlerinde udhiyye kurbanı kesmesi vaciptir.
Diğer mezheplerin çoğuna göre ise, Kurban Bayramı’nda kurban kesmek sünnet-i müekkede olarak kabul edilmektedir.
Kurban kesmek; akıl sağlığı yerinde, bülûğa ermiş, seferî olmayan ve temel ihtiyaçları ile borçları dışında nisap miktarı mala sahip olan her Müslümanın yerine getirmesi gereken malî bir ibadettir.
Bu kapsamda; yukarıda belirtilen şartları taşıyan ve temel ihtiyaçları ile borçları haricinde 80,18 gram altın veya bu değerde para ya da mala sahip olan kimselerin Kurban Bayramı günlerinde kurban kesmeleri gerekmektedir. Kurban yükümlülüğünde, malın nâmî (artıcı) olup olmaması veya üzerinden bir yıl geçmiş olması şartı aranmaz.
Kurban olarak; koyun, keçi, sığır (inek–manda) ve deve cinsinden hayvanlar kesilebilir. Bu hayvanların erkek veya dişi olması arasında hüküm açısından bir fark bulunmamaktadır. Ancak koyun cinsinden erkek hayvanı kurban etmek daha faziletli kabul edilmiştir.
Kurban edilecek hayvanlarda aranan yaş sınırları ise şöyledir:
Koyun ve keçi: En az 1 (bir) yaşını doldurmuş olmalıdır. Ancak koyun, altı aylık olduğu hâlde bir yaşını doldurmuş gibi gelişmiş ve gösterişli ise kurban edilmesi caizdir.
Sığır (inek–manda): En az 2 (iki) yaşını doldurmuş olması gerekir.
Deve: En az 5 (beş) yaşını doldurmuş olmalıdır.
Kurban edilecek hayvanın sağlıklı ve kusursuz olması esastır. Aşağıda belirtilen kusurların bulunması hâlinde hayvan kurban olmaya elverişli değildir:
İki gözü veya bir gözü tamamen kör olan hayvanlar
Kesim yerine yürüyemeyecek derecede topal olanlar
Kulağının veya kuyruğunun üçte birinden fazlası kopuk olanlar
Kemikleri sayılacak derecede aşırı zayıf olanlar
Dişleri tamamen dökülmüş olanlar
Meme uçları kesik olan hayvanlar
Hasta olan hayvanlar
Başıboş dolaşıp pislik ile beslenmiş olan hayvanlar
(Ancak bu hayvanlar temizlenip uygun şekilde beslendiğinde sakınca ortadan kalkar.)
Aşağıdaki durumlar ise kurban olmaya engel teşkil etmez:
Uyuz, şaşılık veya hafif topallık
Doğuştan boynuzsuz olması ya da boynuzunun az bir kısmının kırık olması
Kulağının delik veya yırtık olması
Dişlerinin birkaçının düşmüş olması
Cinsel organının bulunmaması veya hadım edilmiş olması
İslam’da mal ayrılığı esası geçerlidir. Bu nedenle aile içinde karı, koca ve yetişkin çocuklardan her kim, borçları ve temel ihtiyaçları dışında, 80,18 gram altın veya bu değerde mala sahipse, dinen zengin sayılır ve kurban kesmekle yükümlüdür.
Şâfiî mezhebine göre ise aile adına bir kurban kesilmesi sünnet-i kifâye kabul edilir. Buna göre aileden bir kişinin kurban kesmesiyle, sünnet yerine getirilmiş olur. Bu görüş, asgari nisap seviyesine sahip aileler için daha uygun görülmektedir.
Fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine sadaka vermek çok sevaplı bir ibadet olmakla birlikte, kurban ibadetinin yerine geçmez. Çünkü kurban, kendine özgü şartları ve rükünleri bulunan müstakil bir ibadettir.
Kurban ibadetinin temel rüknü, hayvanın usûlüne uygun şekilde kesilmesi ve kanının akıtılmasıdır. Bu sebeple, yalnızca parasını fakirlere sadaka olarak vermekle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz.
Kurbanlık hayvanlarda ortaklık, yalnızca deve, manda ve sığır gibi büyükbaş hayvanlarda mümkündür. Bu hayvanlara en fazla yedi kişi ortak olabilir ve tüm ortakların ibadet niyetiyle kurbana katılması gerekir.
Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlarda ise ortaklık caiz değildir. Bu tür hayvanlar yalnızca bir kişi adına kurban edilebilir.
Kurban, mal ile yapılan bir ibadet olduğu için vekâlet yoluyla kesilmesi caizdir. Kişi kurbanını bizzat kesebileceği gibi, bir kişiye ya da kuruma vekil tayin ederek de kestirebilir.
Vekâlet; sözlü, yazılı olarak veya telefon, internet ve benzeri iletişim araçları aracılığıyla verilebilir. Vekil olan kişi ya da kurum, verilen vekâleti usulüne uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür.
Kurbanda esas olan, niyetin Allah rızası için olması ve kurbanın kişi adına kesilmesidir. Bu sebeple kurbanın yurt içinde başka bir şehirde ya da yurt dışında kestirilmesinde dinen bir sakınca yoktur. Kurbanın kesildiği ülkeye göre fiyatların farklı olması da hükmü değiştirmez.
Evet. Kurbanınız kesildikten sonra, Sanal Kimlik uygulamamız üzerinden tarafınıza bilgilendirme yapılmaktadır. Kesimi tamamlanan kurbanınıza ait görsel, video, kesim bilgileri ve konum bilgileri, tarafımızdan SMS ile gönderilen bir link aracılığıyla bağışçılarımızla paylaşılmaktadır.
Bu sayede bağışçılarımız, kurbanlarının kesildiğini şeffaf ve güvenilir şekilde takip edebilmekte ve Sanal Kimlik üzerinden tüm detaylara kolayca ulaşabilmektedir.
Kurban vekâleti; yüz yüze veya telefonla sözlü olarak verilebileceği gibi, banka aracılığıyla yapılan havale ve EFT işlemleri, ayrıca faks, SMS ve benzeri iletişim araçları yoluyla yazılı olarak da verilebilir.
Bu yöntemlerin tamamı dinî açıdan geçerli kabul edilmektedir. Önemli olan, bağışçının kurbanının kendi adına kesilmesi yönündeki niyetini açıkça ortaya koymasıdır.
Kişi, kurbanını bizzat kendisi kesebileceği gibi, bir kişiye veya bir hayır kurumuna vekâlet vererek de kestirebilir. Bu açıdan, bireye vekâlet verilmesi ile bir STK’ya vekâlet verilmesi arasında dinî bakımdan herhangi bir fark yoktur.
Bu nedenle, hayır kurumlarına vekâlet vererek kurban kestirmek caizdir. Kurbanın, kişinin bulunduğu şehir dışında veya yurt dışında kesilmesinde dinen bir sakınca bulunmamaktadır. Kurbanın kesileceği yerin farklı olması ya da ülkelere göre fiyatların değişmesi de bu hükmü etkilemez.
Kurban etleri, kesimin yapıldığı bölgelerde tespit edilen yoksul kişi ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmaktadır. Dağıtımlar, yerel şartlar ve ihtiyaç öncelikleri gözetilerek, adil ve düzenli bir planlama çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.
Bu sayede kurban ibadeti, hem ibadet amacına uygun şekilde yerine getirilmekte hem de bölgedeki ihtiyaç sahiplerinin temel gıda ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlanmaktadır.
Kurban dağıtımı yapılacak ihtiyaç sahibi kişi ve aileler, bölgede görev yapan saha ekiplerimiz ile güvenilir yerel partner kuruluşlarımız tarafından titizlikle belirlenmektedir. Tespit sürecinde; ekonomik durum, hane yapısı ve acil ihtiyaç kriterleri dikkate alınmakta, yardımlar gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaktadır.
Büyükbaş kurbanlarda hissedarların tamamının aynı niyete sahip olması şart değildir. Ortaklardan bir kısmı vacip, bir kısmı adak, akîka, şükür veya sadaka niyetiyle kurbana ortak olabilir.
Ancak adak niyetiyle hisseye giren kişi ve ailesi, bu kurbanın etinden yiyemez; etin tamamı fakirlere dağıtılmalıdır.
Öte yandan, ortaklardan birinin ibadet niyeti olmaksızın yalnızca et almak amacıyla hisseye katılması hâlinde;
Hanefî mezhebine göre tüm hissedarların kurbanı geçersiz olur.
Şâfiî mezhebine göre ise yalnızca o kişinin kurbanı geçersiz sayılır, diğer hissedarların ibadeti geçerlidir.
Yetim sponsorluğu; savaş, yoksulluk ve doğal afetler nedeniyle ailesini kaybetmiş çocukların barınma, eğitim, sağlık ve sosyal gelişimlerinin düzenli ve sürdürülebilir şekilde desteklenmesini amaçlayan bir yardım modelidir. Bu sistemle, yetim çocukların güvenli ve onurlu bir yaşam sürmeleri hedeflenmektedir.
Yetim sponsoru olmak; bir yetimin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına düzenli katkı sağlamak ve onun geleceğine umut olmaktır. Sponsorluk, yalnızca maddi destek değil; aynı zamanda çocuğun korunması, eğitimi ve sosyal hayata katılımı açısından da önemli bir sorumluluktur.
Bir yetim için aylık sponsorluk bedeli 1.000 TL’dir. Bağışçılarımız dilerse aylık, üç aylık veya yıllık ödeme seçenekleriyle sponsorluğa katılabilir.
Yıllık sponsorluk tercih edildiğinde, bir yetim bağışçımıza eşleştirilir ve ilgili yetime her ay düzenli olarak 1.000 TL nakit destek ulaştırılır. Bu destek, yıl boyunca kesintisiz şekilde devam eder.
Yetim sponsorluğu kapsamında;
Güvenli barınma ve yaşam ortamı,
Düzenli beslenme ve hijyen ihtiyaçları,
Eğitim materyalleri, kırtasiye ve kitap desteği,
Sağlık hizmetleri ve acil tedavi ihtiyaçları,
Psikolojik destek ve sosyal rehabilitasyon çalışmaları,
Bayramlık kıyafetler ve sosyal etkinlikler
gibi temel alanlarda destek sağlanmaktadır.
Yetimlere yönelik çalışmalarımız arasında;
Yetimhanelerin bakım, onarım ve iyileştirme çalışmaları,
İhtiyaç sahibi yetimlere evlilik desteği,
Kırtasiye, kitap ve gıda yardımları,
Piknik, şenlik ve moral etkinlikleri
yer almaktadır.
Ailesini kaybeden çocuklar; insan kaçakçılığı, çocuk işçiliği ve istismar gibi ciddi risklerle karşı karşıyadır. Yetim sponsorluğu, bu çocukları korumak, suistimalden uzak tutmak ve sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sunmak açısından hayati öneme sahiptir.
Verenel Derneği olarak üç farklı modelle destek sağlıyoruz:
Yetim Sponsorluk Sistemi: Genel ihtiyaçlara yönelik düzenli nakit destek,
Yetim Eğitim Sponsorluğu: Eğitim, burs ve okul ihtiyaçlarını kapsar,
Yetim Giyim Sponsorluğu: Kıyafet, bayramlık ve mevsimlik ihtiyaçlara yönelik destek.
Evet. Sponsor olan bağışçılarımıza düzenli aralıklarla proje raporları ve destek sağlanan yetimin genel durumu hakkında bilgilendirme yapılmaktadır. Tüm süreçlerde şeffaflık ve hesap verilebilirlik esas alınmaktadır.
Yetim sponsorluğu çalışmaları; Afrika, Afganistan, Bangladeş, Filistin, Suriye, Lübnan, Etiyopya, Sri Lanka ve yurt içi başta olmak üzere farklı coğrafyalarda yürütülmektedir. Her bölge için sponsorluk bedeli aylık 1.000 TL’dir.
Yetim sponsorluğu için bağışlarınızı;
Temsilciliklerimizi ziyaret ederek makbuz karşılığında,
Web sitemiz üzerinden güvenli online bağış yoluyla,
Banka hesaplarımıza EFT veya havale ile
gerçekleştirebilirsiniz.
Bağış sonrası bilgilendirme yapılabilmesi için, açıklama kısmına telefon numaranızı eklemenizi rica ederiz.
Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için muayyen kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder.
Nisap miktarı; Zekât, fıtır sadakası (Fitre), kurban gibi ibadetler için belirlenen asgari zenginlik ölçüsüdür. Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından (havaic-i asliye) fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır. Böyle bir kişi, zekât veya sadaka alamayacağı gibi; zekât, fitre vermek ve kurban kesmekle de yükümlü olur.
Nisap miktarı; altında 80,18 gr veya bunun tutarında para veyahut ticaret malı, gümüşte 595 gr, devede 5, büyükbaşta 30, küçükbaşta 40 adettir. Zekât hesaplaması yaparken mevcut borçlar düşüldükten sonra kalan mal üzerinden zekât oranı hesaplanır.
Bir kimsenin zekât vermekle yükümlü olabilmesi için; Müslüman, hür, akıllı ve büluğ çağına ulaşmış olması gerekir. Ayrıca kişinin, borçları ve aslî ihtiyaçları dışında, hakikaten ya da hükmen artıcı nitelikte, yani kazanç sağlayıcı mahiyette olan ve üzerinden bir yıl geçmiş nisap miktarı mala sahip olması şarttır.
Havâic-i asliyye, temel ihtiyaçlar anlamına gelir. Fıkhî değerlendirmelerde, kişinin hayatını sürdürmesi için zorunlu olan ve bu ihtiyacı karşıladığı için zekâta tabi olmayan maddi varlıklar havâic-i asliyye olarak adlandırılır.
Bambu Ev Projesi, Bangladeş’te yaşanan şiddetli fırtınalar, muson yağmurları ve yangınlar nedeniyle evsiz kalan ailelerin yeniden güvenli bir yaşam alanına kavuşmalarını amaçlayan kalıcı barınma projesidir. Proje ile, zor koşullarda yaşam mücadelesi veren ailelerin hayata yeniden tutunmaları hedeflenmektedir.
Bambu evler, bölgenin iklim ve yaşam şartları dikkate alınarak tasarlanmıştır.
Her bir bambu ev:
20 metrekare kullanım alanına sahiptir,
2 odadan oluşmaktadır,
Ortak kullanıma açık tuvalet ve banyo alanları bulunmaktadır,
Dayanıklı ve bölgeye uygun malzemelerle inşa edilmektedir.
Bir bambu evin bağış bedeli 600 Amerikan Doları (USD)’dır. Bu bedel, evin yapımı ve teslim sürecini kapsamaktadır.
Bambu evlerin yapım süreci, proje planlamasına uygun şekilde ilerlemekte olup yaklaşık 50 gün içerisinde tamamlanmaktadır.
Evet. Yapımı tamamlanan bambu evlerin görsel ve video kayıtları, derneğimizin ilgili birimi tarafından kontrol edildikten sonra bağışçıya iletilmektedir.
İnceleme süreci tamamlandıktan sonra, bağışçıya Sanal Kimlik sistemi üzerinden bir SMS linki gönderilir. Bu link aracılığıyla bağışçı;
Bambu evin fotoğraflarını ve videosunu,
Evin yapıldığı ülke, il ve ilçe bilgilerini,
Konumunu,
Yapım süresine dair detayları
tek tıkla görüntüleyebilir.
Bangladeş, sık sık yaşanan doğal afetler nedeniyle barınma sorununun yoğun olduğu bölgelerden biridir. Özellikle muson yağmurları ve yangınlar, binlerce insanın evsiz kalmasına yol açmaktadır. Bambu Ev Projesi, bu ihtiyaca hızlı ve sürdürülebilir bir çözüm sunmaktadır.
Evet. Bambu Ev Projesi, uzun süreli barınma ihtiyacına yönelik olması sebebiyle kalıcı eser kapsamında değerlendirilmektedir ve bağışçılar için sürekli bir hayır niteliği taşımaktadır.
Yurt İçi Cami Yardımı; cami ihtiyacı bulunan mahalle ve köylerde, Müslümanların huzur ve güven içinde ibadet edebileceği kalıcı ibadet mekânları inşa edilmesini amaçlayan bir hayır çalışmasıdır. Bu projelerle, toplumun manevî değerlerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması hedeflenmektedir.
Cami inşa projeleri;
İbadet ihtiyacını karşılamak,
Çocuklar ve gençler için dinî eğitim ortamları oluşturmak,
Mahalle ve köylerde manevî birlik ve beraberliği güçlendirmek
amacıyla hayata geçirilmektedir.
Cami inşasına yapılan bağışlar; proje kapsamındaki inşaat, altyapı ve donanım ihtiyaçlarında kullanılmaktadır. Yapılan her katkı, bir ibadet mekânının hayat bulmasına vesile olmakta ve uzun yıllar sürecek bir hayra dönüşmektedir.
Evet. Cami inşa projelerinde küçük veya büyük ayrımı yapılmaksızın her bağış değerlidir. Yapılan her katkı, bu hayırlı hizmetin bir parçası olmak anlamı taşır.
Evet. Cami inşa projeleri, uzun yıllar boyunca ibadete açık olacak yapılar olması sebebiyle kalıcı eser niteliğindedir ve bağışçılar için sürekli sevap kazandıran hayırlar arasında yer alır.
Cami inşa çalışmaları, özellikle cami ihtiyacı bulunan mahalle ve köylerde yürütülmektedir. İhtiyaç tespiti yapılan bölgelerde, yerel şartlar dikkate alınarak projeler planlanmaktadır.
Bağışçılarımız, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgilendirme mesajları ve proje sürecine dair duyurular aracılığıyla haberdar edilmektedir. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik esas alınmaktadır.
Yurt Dışı Cami Projesi; Müslümanların azınlık olarak yaşadığı, ibadetlerini rahat ve uygun ortamlarda yerine getirmekte zorlandığı bölgelerde cami ve mescit inşa edilmesini amaçlayan kalıcı bir hayır çalışmasıdır. Bu projeyle, ibadethanesi olmayan Müslüman toplulukların temel ibadet ihtiyacının karşılanması hedeflenmektedir.
Dünyanın birçok bölgesinde Müslümanlar, ibadethane eksikliği nedeniyle ibadetlerini sağlıksız, yetersiz veya geçici mekânlarda yapmak zorunda kalmaktadır. Yurt dışı cami projeleri, bu ihtiyaca kalıcı ve sürdürülebilir çözümler sunmak amacıyla hayata geçirilmektedir.
Hayır. İnşa edilen cami ve mescitler, ibadethane olmanın yanı sıra medrese tarzı eğitim merkezleri olarak da kullanılabilmektedir. Bu mekânlar, bölge Müslümanlarının bir araya geldiği, eğitim aldığı ve sosyal sorunlarına çözüm aradığı önemli merkezler hâline gelmektedir.
Yapılan bağışlar; cami veya mescidin inşaatı, altyapısı ve temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanılmaktadır. Her bağış, bir ibadethanenin inşa edilmesine ve uzun yıllar hizmet vermesine katkı sağlamaktadır.
Evet. Yurt dışı cami projeleri, uzun yıllar boyunca ibadete ve eğitime hizmet edecek yapılar olması sebebiyle kalıcı eser niteliği taşır ve bağışçılar için sürekli sevap kazandıran hayırlar arasında yer alır.
Yurt Dışı Cami Projesi kapsamında şu ülkelerde çalışmalar yürütülmektedir:
Bangladeş: 34.000 USD
Afganistan: 40.000 USD
Etiyopya: 40.000 USD
Somali: 22.500 USD
Belirlenen bağış tutarları, ilgili ülkedeki cami veya mescit inşa sürecini kapsamaktadır.
Bir caminin inşasına katkı sunmak; yalnızca bir yapı inşa etmek değil, ibadet eden her Müslümanın duasına ortak olmak anlamına gelir. Bu hayır, bağışçılar için hem dünyada hem ahirette büyük bir kazanç vesilesidir.
Medreseler;
İslami ilimlerin düzenli şekilde öğretildiği,
Öğrencilerin günlük derslerini güvenli ve uygun ortamlarda alabildiği,
Toplumun manevî yapısını güçlendiren
eğitim merkezleri olarak planlanmaktadır.
Verenel Derneği olarak;
Afrika’da: Somali’nin Mogadişu ve Baidoa bölgelerinde,
Asya’da: Bangladeş’te
medrese inşa çalışmalarını sürdürmekteyiz.
Medrese maliyetleri ülke ve proje özelliklerine göre değişmektedir:
Somali – Mogadişu:
100 m² veya 200 m² büyüklüğünde,
Yaklaşık 150 öğrencinin eğitim aldığı,
90 gün içerisinde tamamlanan,
Abdesthanesi bulunan medrese,
Maliyeti: 17.500 USD
Somali – Baidoa:
Aynı niteliklere sahip medrese,
Maliyeti: 32.000 USD
Bangladeş:
80 m² büyüklüğünde,
Yaklaşık 100 kişilik kapasiteye sahip,
Ortalama 2,5 ayda inşa edilen medrese,
Maliyeti: 12.000 USD
Hayır. Bir medrese inşa bedelinin tamamını karşılayamayan bağışçılarımız için Genel Medrese Bağışı havuzu oluşturulmuştur. Dileyen bağışçılar, miktar sınırı olmaksızın bu fona katkıda bulunabilir ve bir medresenin tamamlanmasına ortak olabilir.
Belirli bir ülke için tam medrese bedeline ulaşmayan bağışlar, Genel Medrese Bağışı havuzunda toplanır. Toplanan bağışlar, bir medrese bedeline ulaştığında Genel Merkezimizin belirlediği bir ülkede medrese inşa edilerek değerlendirilir.
Evet. Medreseler, uzun yıllar boyunca ilim ve ibadete hizmet edecek yapılar olması sebebiyle kalıcı eser niteliği taşır ve bağışçılar için sürekli sevap kazandıran hayırlar arasında yer alır.
Medreseler; ümmetin ilimle, ahlâkla ve hikmetle yeniden ihya edilmesine vesile olan kurumlardır. Yapılan her katkı, nesiller boyu sürecek bir hayra ortak olmak anlamı taşır.
Bağışçılarımız, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgilendirme ve duyurular aracılığıyla süreçten haberdar edilmektedir. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik esas alınmaktadır.
Bangladeş: 12.000 USD
Somali: 17.500 USD
Sri Lanka: 36.000 USD
Yetimhane Projesi; savaş, kuraklık, yoksulluk ve doğal afetler nedeniyle ailesini kaybetmiş çocukların barınma, eğitim, sağlık ve sosyal gelişimlerinin güvenli bir ortamda sürdürülebilmesi amacıyla hayata geçirilen kalıcı bir sosyal hizmet projesidir. Bu proje ile yetim çocuklara yalnızca bir çatı değil, umut dolu bir gelecek sunulması hedeflenmektedir.
Yetimhaneler;
Yetim çocukların güvenli ve onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamak,
Eğitim ve ahlâk gelişimlerini desteklemek,
Psikolojik ve sosyal açıdan güçlenmelerine katkı sunmak
amacıyla inşa edilmektedir.
Yetim kalan çocuklar; istismar, çocuk işçiliği ve insan kaçakçılığı gibi ciddi risklerle karşı karşıyadır. Yetimhane projeleri, bu çocukları koruma altına alarak sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine imkân tanır ve toplumun geleceğine yatırım anlamı taşır.
Hayır. Yetimhaneler yalnızca barınma alanı değil; aynı zamanda çocukların eğitim aldığı, sosyal faaliyetlere katıldığı ve manevi değerlerle yetiştiği yaşam merkezleri olarak planlanmaktadır.
Evet. Yetimhaneler, uzun yıllar boyunca yüzlerce çocuğa hizmet edecek yapılar olması sebebiyle kalıcı eser niteliği taşır ve bağışçılar için sürekli sevap kazandıran hayırlar arasında yer alır.
Yetimhane Projesi kapsamında şu ülkelerde çalışmalar planlanmakta ve yürütülmektedir:
Somali: 230.000 USD
Çad: 240.000 USD
Belirlenen tutarlar, bir yetimhanenin inşası ve temel donanım ihtiyaçlarını kapsamaktadır.
Yapılan bağışlar; yetimhanelerin inşaatı, altyapısı ve temel yaşam alanlarının oluşturulması için kullanılmaktadır. Tüm süreçlerde şeffaflık ve hesap verilebilirlik esas alınmaktadır.
Bir yetimin hayatına dokunmak; onun duasına, umuduna ve geleceğine ortak olmaktır. Yetimhane projelerine yapılan her katkı, nesiller boyu sürecek bir hayra vesile olur.
Habeşistan Eğitim Kompleksi; Afrika’nın en mazlum bölgelerinden biri olan Etiyopya’da, çocuklar ve gençler için eğitim, barınma, sağlık ve manevî gelişimi bir arada sunmayı hedefleyen kapsamlı ve kalıcı bir eğitim projesidir. Proje ile bölgedeki gençlerin geleceğine umut olmak amaçlanmaktadır.
Habeşistan (Etiyopya), eğitim imkânlarının sınırlı olduğu ve genç nüfusun ciddi fırsat eşitsizlikleriyle karşı karşıya kaldığı bölgelerden biridir. Aynı zamanda İslam tarihinin önemli şahsiyetlerinden Bilal-i Habeşi’nin memleketi olması sebebiyle de bu coğrafya, manevi bir anlam taşımaktadır.
Yaklaşık 14.000 m² alan üzerine inşa edilecek olan Eğitim Kompleksi;
Meslek okulu (nitelikli ve modern eğitim imkânları),
Öğrenci yurdu (barınma ihtiyacı için),
Cami (manevî eğitim ve ibadet alanı),
Hastane / sağlık birimi (temel sağlık hizmetleri)
bölümlerinden oluşacaktır. Böylece öğrencilerin hem eğitim hem de yaşam ihtiyaçları bütüncül şekilde karşılanacaktır.
Eğitim Kompleksi tamamlandığında;
Binlerce çocuk ve genç nitelikli eğitim alma imkânına kavuşacak,
Güvenli barınma ve sağlık hizmetlerine erişim sağlanacak,
Bölgenin uzun vadeli sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sunulacaktır.
Bu hayırlı projeye hisse usulü destek olabilirsiniz.
Bir hisse bedeli: 300 Amerikan Doları (USD)’dır.
Bağışçılar, diledikleri sayıda hisse alarak projeye katkı sunabilir.
Yapılan bağışlar; Eğitim Kompleksi’nin inşaat süreci, altyapısı ve proje kapsamındaki birimlerin hayata geçirilmesi için kullanılmaktadır. Süreç boyunca şeffaflık ve hesap verilebilirlik esas alınmaktadır.
Eğitime yapılan her katkı, yalnızca bugünü değil gelecek nesilleri inşa eder. Habeşistan Eğitim Kompleksi’ne verilen destek; cehaletin yerine ilmi, umutsuzluğun yerine umudu koymaya vesile olur.
Çad Yetim Kompleksi; Afrika’nın en ihtiyaç sahibi ülkelerinden biri olan Çad’da, yetim çocukların güvenli bir ortamda barınabileceği, eğitim alabileceği ve temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanabileceği kapsamlı bir yaşam alanı oluşturmayı amaçlayan kalıcı bir sosyal hizmet projesidir.
Çad, yetim çocuk sayısının yüksek olduğu ve barınma ile eğitim imkânlarının oldukça sınırlı kaldığı ülkelerden biridir. Yetim Kompleksi Projesi, bu çocukların korunması, eğitimlerine devam edebilmeleri ve sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri için hayata geçirilmektedir.
Yetim Kompleksi, çocukların tüm temel ihtiyaçlarını tek bir çatı altında karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Proje kapsamında;
Geniş mutfak ve yemek alanı,
Çevre duvarı ve güvenlik amaçlı ana giriş kapısı,
Yatakhaneler ve kişisel kullanım alanları,
Öğrenciler için dolaplar,
Eğitim amaçlı masa, sıra ve yazı tahtaları,
Güvenlik için bekçi odası,
Gerekli tüm iç donanım ve yaşam malzemeleri
yer alacaktır.
Kompleks sayesinde yetim çocuklar;
Güvenli bir ortamda barınabilecek,
Düzenli ve sağlıklı beslenme imkânına kavuşacak,
Eğitimlerine kesintisiz devam edebilecek,
Sosyal ve psikolojik olarak desteklenecek,
Kendilerini bir “yuva” ortamında hissedeceklerdir.
Hayır. Çad Yetim Kompleksi, yalnızca bir yapı değil; çocukların hayata yeniden tutunabilecekleri, arkadaşlıklar kurabilecekleri ve geleceğe umutla hazırlanabilecekleri sıcak bir yuva olarak planlanmıştır.
Yapılan bağışlar; kompleksin inşaatı, altyapısı, iç donanımı ve yaşam alanlarının oluşturulması için kullanılmaktadır. Tüm süreçlerde şeffaflık ve hesap verilebilirlik esas alınmaktadır.
Yetim bir çocuğa yuva olmak; onun yalnız olmadığını hissettirmek, geleceğine umut bırakmaktır. Çad Yetim Kompleksi’ne yapılan her katkı, kalıcı bir iyilik eserine dönüşerek bir çocuğun hayatını değiştirmeye vesile olur.
Evet. Birden fazla bağışçının ortak katkı sağlaması mümkündür. Küçük ya da büyük her destek, projelerimizin tamamlanmasına vesile olur.
Bağışçılarımız, proje süreci ve gelişmelerle ilgili bilgilendirme mesajları aracılığıyla haberdar edilmektedir. Bu nedenle bağış sırasında telefon numarasının açıklama kısmına eklenmesi önemle rica edilir.
Genel merkezimizi veya temsilciliklerimizi ziyaret ederek, makbuz karşılığında,
Web sitemiz üzerinden güvenli online bağış yöntemiyle,
Banka hesaplarımıza EFT veya havale yoluyla
gerçekleştirebilirsiniz.
Bağış sonrası bilgilendirme yapılabilmesi için, açıklama kısmına telefon numaranızı eklemenizi rica ederiz.
Zekât, aşağıda belirtilen mal gruplarına tabi olur:
Paralar: Altın, gümüş, para olarak kullanılan diğer değerli metaller ile banknotlar.
Toprak Mahsulleri: Masrafsız olarak depolanabilen toprak ürünleri. Ebû Hanîfe’ye göre bütün toprak mahsulleri zekâta tabidir.
Hayvanlar: Küçükbaş, büyükbaş ve deve. Ebû Hanîfe’ye göre atlar da zekâta tabidir.
Ticarî Mallar: Satışı meşru olan ve ticaret amacıyla elde bulundurulan her türlü mal.
Madenler ve Defineler: Metaller, petrol, su ürünleri ve diğer yer altı kaynakları ile defineler.
Altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları, zekât için gerekli diğer şartları da taşıdığı takdirde Hanefî mezhebine göre zekâta tabidir. Bu çerçevede, altından yapılmış ziynet eşyaları 80,18 gram veya daha fazla olup üzerinden bir yıl geçmişse, kırkta bir (%2,5) oranında zekâtları verilir.
Altın ve gümüş dışında kalan maden ve taşlardan yapılmış ziynet eşyaları ise zekâta tabi değildir.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise, kadının normal olarak takıp kullandığı ziynet (takı) eşyası aslî ihtiyaç kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle bu tür ziynet eşyalarından zekât gerekmez.
Kiraya vermek amacıyla hazırlanan daire, araba, iş yeri, tarla ve benzeri malların kendisine zekât gerekmez. Ancak bu mallardan elde edilen kira gelirine zekât düşer.
Kira gelirinden zekâtın farz olabilmesi için;
Elde edilen gelirin nisap miktarına ulaşması,
Üzerinden bir hicrî yıl geçmesi gerekir.
Kira bedeli elde edildiğinde, kişinin aslî ihtiyaçları bu tutardan düşülür. Geriye kalan miktar nisap miktarına ulaşır ve bir yıl boyunca elde tutulursa, bu paranın zekâtı verilmesi gerekir. Ancak söz konusu gelir, üzerinden bir yıl geçmeden harcanmışsa, bu paraya zekât gerekmez.
Ticaret maksadıyla elde bulundurulan taşınmaz mallar zekâta tabidir. Bu kapsamda, kişilerin ticari amaçla alıp sattıkları taşınmazlar da değerlendirilir.
Büro, mesken gibi kullanım amacıyla değil, alıp satmak amacıyla elde bulundurulan taşınmazların;
Bir yıllık borçları düşüldükten sonra kalan değerinin nisap miktarına ulaşması,
Üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde, kırkta bir (%2,5) oranında zekâtı verilmesi gerekir.
Ticaret veya yatırım amacıyla, yani ileride değerlenince satmak üzere satın alınmış taşınmazların zekâtı, her yıl güncel piyasa değerleri üzerinden hesaplanır.
Buna karşılık, ev, dükkân, tarla ya da bağ-bahçe yapmak amacıyla satın alınan arsalar zekâta tabi değildir.
Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç-gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlar kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle bunlardan zekât verilmesi gerekmez.
Ancak kişinin kendi mesleğini icra etmek amacıyla değil, ticaret yapmak için ürettiği ya da alıp sattığı araç-gereç, malzeme ve makineler ise zekâta tabidir.
Aylık maaş üzerinden zekât gerekmez. Ancak maaştan biriktirilen ve artan miktar, nisap miktarına (80,18 gram altın karşılığı) ulaşır ve üzerinden bir hicrî yıl geçerse, bu birikmiş paranın zekâtının verilmesi gerekir.
Zekât ve fitrenin kimlere verileceği Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça belirlenmiştir.
(Tevbe Sûresi, 60)
Buna göre zekât ve fitre şu kimselere verilir:
Fakirler,
Düşkünler (yoksullar),
Kölelikten / esaretten kurtulacak olanlar,
Borçlu duruma düşenler,
Allah yolunda olanlar (mukaddesatını korumak için mücadele edenler ve ilim tahsil edenler),
Yolda kalmış olanlar,
Zekât toplamakla görevlendirilen memurlar,
Müellefe-i kulûb: Kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimseler.
Zekât ve fitrenin, Tevbe Sûresi’nin 60. âyetinde sayılan kimseler dışında kalan kişi ve kuruluşlara verilmesi caiz değildir.
Ayrıca, zekât verilecek kişi bu şartları taşısa bile, zekât mükellefi olan kimse aşağıda sayılanlara zekât veremez:
1. Anne, baba, büyük anne ve büyük babalarına,
2. Çocuklarına (oğul, oğlun çocukları; kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan nesle),
3. Müslüman olmayanlara,
4. Eşlerin birbirlerine (karı-koca arasında).
İslâm’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre bir kimse, babasıyla birlikte oturuyor olsa bile, zekâta tâbi nisap miktarı mala sahip olması hâlinde zekât ile yükümlüdür.
Ancak baba ile mallar ayrılmamış, gelirler ortak kazanılıp ortak harcanıyorsa, bu durumda eldeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekât vermekle mükellef olur.
Hanefî mezhebine göre, ergenlik çağına ulaşmamış çocuklar ile akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin mallarından zekât verilmesi gerekmez. Ancak bu kişilere ait tarım arazilerinden elde edilen ürünlerden öşür verilmesi gerekir.
Şâfiî mezhebine göre ise, buluğa ermemiş çocukların ve akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin malları zekâta tabidir. Bu durumda zekâtın, velileri veya vasileri tarafından verilmesi gerektiği ifade edilir.
Kardeşler fakir veya miskin durumda iseler, kendilerine zekât verilmesi caizdir. Çünkü zekât, ana, baba, büyük anne ve büyük babalar gibi üst soya ve oğul, oğlun çocukları; kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan nesil gibi alt soya verilemez. Ayrıca kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselere de zekât verilmez.
Kardeş, bu gruplar arasında yer almadığından, fakir veya muhtaç olması hâlinde kardeşe zekât vermekte dinen bir sakınca yoktur.
Zekât vermek isteyen bir kimse; anne, baba, büyük anne ve büyük babalarına ile oğul, oğlun çocukları; kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan nesline zekât veremez. Bunun sebebi, bu kimseler için nafaka (bakım) yükümlülüğünün bulunmasıdır.
Bu nedenle torun maddi sıkıntı içinde olsa bile, dede veya ninenin torununa zekât vermesi caiz değildir.
Üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklara, fakir olmaları hâlinde zekât verilebilir. Çünkü zekâtı veren kişi ile bu kimseler arasında usûl ve fürû (üst soy–alt soy) ilişkisi bulunmadığı gibi, normal şartlarda nafaka (bakım) yükümlülüğü de yoktur.
Fakir olan damada ve geline zekât verilebilir. Çünkü zekâtı veren kişi ile damat veya gelin arasında usûl ve fürû (üst soy–alt soy) ilişkisi bulunmadığı gibi, zekât veren kimsenin bu kişilere karşı nafaka (bakım) yükümlülüğü de yoktur.
Fakir olan kayınvalide ve kayınpedere zekât verilebilir. Çünkü zekâtı veren kişi ile kayınvalide veya kayınpeder arasında usûl ve fürû (üst soy–alt soy) ilişkisi bulunmadığı gibi, zekât veren kimsenin bu kişilere karşı nafaka (bakım) yükümlülüğü de yoktur.
Sütanne ve sütbabaya, fakir ya da miskin olmaları hâlinde zekât verilebilir. Çünkü zekât vermek isteyen bir kimse, anne, baba, büyük anne ve büyük babalar gibi üst soyuna ve oğul, oğlun çocukları; kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan nesline zekât veremez.
Sütanne ve sütbaba, bu gruplar arasında yer almadığından ve zekât veren kişinin onlara karşı nafaka (bakım) yükümlülüğü bulunmadığından, kendilerine zekât vermekte dinen bir sakınca yoktur.
İslâm âlimleri, zekâtın dağıtım şekli konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.
Bir görüşe göre, zekât Kur’ân-ı Kerîm’de belirtilen sekiz sınıfa eşit olarak dağıtılmalıdır.
Diğer bir görüşe göre, zekâtın sekiz sınıfın tamamına verilmesi caizdir, ancak vacip değildir.
Üçüncü bir görüş, zekâtın malın miktarına ve ihtiyaç durumuna göre ilgili sınıflara dağıtılabileceğini ifade eder.
Dördüncü görüşe göre ise, zekâtın her bir sınıftan en az üç kişiye verilmesi gerekir.
Bu farklı yaklaşımlar, zekâtın dağıtımında katı bir zorunluluktan ziyade, şartlara ve ihtiyaçlara göre esnek ve hikmete dayalı bir uygulama anlayışının benimsendiğini göstermektedir.
Bir kişinin hastalığı tedavi edilmediği takdirde hayatını tehdit ediyorsa veya tedavi edilmediği sürece ciddi bir sıkıntıya yol açıyorsa, bu tedavi zarurî bir ihtiyaç olarak kabul edilir. Bu durumda, söz konusu kişiye zekât verilmesinde dinen bir sakınca yoktur. Çünkü tedavi masraflarını karşılayacak imkânı bulunmayan hasta, fakirler kapsamında değerlendirilir ve zekât, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla verilir.
Ancak tedavi, kişinin hayatını sürdürmesi için zorunlu olmayıp, yalnızca yaşam kalitesini artırmaya yönelik ise (yani tahsîniyyât niteliğinde ise), bu tür tedaviler için zekât verilmesi uygun değildir.
Zekât verirken esas olan niyettir. Zekâtın geçerli olabilmesi için, veren kişinin kalben niyet etmesi yeterlidir.
Eğer zekât, devlet veya zekât memurları aracılığıyla dağıtılmıyorsa, Müslümanların duygularını incitmemek ve onurunu korumak amacıyla, zekât verirken verilen paranın zekât olduğunu açıkça söylememek daha uygun görülmüştür.
Bir Müslüman, sahip olduğu mal nisap miktarına ulaştığında ve bu malın üzerinden bir hicrî yıl geçtiğinde zekât vermekle yükümlü olur. Bu andan itibaren zekât farz olur ve en kısa sürede verilmesi gerekir.
Zekâtın verilmesi için belirli bir kamerî ayı ya da Ramazan ayını beklemek gerekmez. Zekât, farz olduğu anda verilebilir.
Ayrıca, fakirlerin veya âyette belirtilen hak sahiplerinin bulunmaması ya da zekâtın daha uygun ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gibi meşru bir sebep olmadıkça, zekâtın geciktirilmesi caiz değildir. Çünkü zekât, bir kulluk borcudur ve borç, vakti geldiğinde geciktirilmeden ödenmelidir.
Zekât, diğer ibadetlerde olduğu gibi, asıl olan vaktinde ve geciktirilmeden verilmesidir. Ancak kişi, zekâtını yıl içinde taksitler hâlinde de verebilir.
Bununla birlikte, ölümün ne zaman geleceği bilinmediği için, zekâtını tam olarak ödemeden vefat eden kimse, zekât sorumluluğundan kurtulmuş olmaz. Bu sebeple zekâtın, geciktirilmeden ve eksiksiz şekilde verilmesine özen gösterilmesi gerekir.
Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvasına göre, kişi zekâtını bizzat kendisi elden verebileceği gibi, başkasına vekâlet vererek veya havale, EFT gibi yollarla da verebilir. Burada esas olan, zekâtın hak sahibine ulaşmasıdır.
Ancak havale ve EFT masrafları zekâttan düşülemez; bu masrafların ayrıca karşılanması gerekir.
Zekâtın farz olabilmesi için, malın nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir kamerî yılın (havl) geçmesi şarttır. Buna göre, kişi nisap miktarına ulaşmadan önce verdiği parayı zekât olarak sayamaz.
Ancak mal sahibi, nisap miktarına ulaşmış olan malının zekâtını, sene dolmadan önce dilerse peşin olarak verebilir.
Zekât, Kur’ân’da belirtilen hak sahiplerine verilmelidir. Hanefî mezhebine göre, cami, okul, yol, inşaat, büro giderleri gibi genel hayır hizmetlerine zekât verilmez. Ancak bir hayır kurumu veya sivil toplum kuruluşu, zekâtı fakir ve ihtiyaç sahiplerine birebir ulaştırıyorsa, bu kuruluşlara aracı olarak zekât verilebilir. Zekâtı genel giderlerinde kullanan kuruluşlara zekât verilmez; bu tür destekler zekât dışı bağışlarla yapılmalıdır.
Vergi, bir vatandaşlık görevi, zekât ise dinî bir yükümlülüktür. Kaynağı, amacı, oranı ve harcanma yerleri farklı olduğu için devlete ödenen vergiler zekât yerine geçmez. Bu nedenle zekâtın ayrıca verilmesi gerekir.
Aslî ihtiyaçlar; ev, ev eşyası, giyecek, ulaşım aracı ve yiyecek gibi hayatın güvenli ve sağlıklı şekilde devamı için gerekli olan şeylerdir. Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla biriktirilen paralar için sözlü veya yazılı bir taahhüde girilmişse, bu paralar zekâta tabi değildir. Çünkü taahhütle birlikte bu para, hükmen temel ihtiyaç için harcanmış sayılır.
Ancak herhangi bir taahhüde bağlanmamış olan para, nisap miktarına ulaşır ve üzerinden bir hicrî yıl geçerse, bu paranın zekâtının verilmesi gerekir.
İslâm’da zekât ve fitrenin kimlere verileceği, kişilerin mesleklerine göre değil, maddî durumlarına göre belirlenir. Buna göre, belirli bir geliri olsa bile bu gelirle asgari temel ihtiyaçlarını karşılayamayan veya temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra nisap miktarı (80,18 gram altın veya bu değerde mal) bulunmayan kimselere zekât verilebilir. Bu kişilerin memur, esnaf, işçi ya da işsiz olmaları fark etmez.
Ancak bazı âlimler, temel ihtiyaçlarını karşılayabilen kimselere zekât verilmemesi gerektiği görüşündedir. Bu sebeple zekât verilirken daha yoksul ve muhtaç olanlara öncelik verilmesi uygun olur.
Borsada alınıp satılan hisse senetlerine yatırım yapan kimse, sahip olduğu hisse senetlerinin piyasa değeri nisap miktarına ulaşır ve üzerinden bir hicrî yıl geçerse, kırkta bir (%2,5) oranında zekâtını vermekle yükümlüdür.
Fiilen bir şirketin ortağı olan kimse ise, şirketin büro, makine ve benzeri duran varlıkları hariç, dönen varlıklarının nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde, bu kısım üzerinden zekât verir.
Verenel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 2008 yılında insani yardım faaliyetleri yürütmek amacıyla kurulmuştur.
Derneğimiz; din, dil, ırk, mezhep veya coğrafya ayrımı gözetmeksizin, dünyanın herhangi bir yerinde savaş, doğal afet, yoksulluk ve zulüm nedeniyle mağduriyet yaşayan insanlara yardım ulaştırmayı temel ilke edinmiştir.
Kuruluşundan bu yana; acil yardım, barınma, gıda, sağlık ve kalıcı insani projeler başta olmak üzere, ihtiyaç sahiplerinin yanında yer almayı ve insani dayanışmayı güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Verenel Derneği, bu anlayış doğrultusunda yurt içi ve yurt dışında faaliyetlerini sürdürmektedir.
Verenel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, kuruluşundan bu yana tüm çalışmalarını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütmektedir.
Yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirilen her projede; bölgenin ihtiyaç durumu açık şekilde paylaşılmakta, yapılan yardımlara ilişkin görsel ve video kayıtları bağışçılarla düzenli olarak iletilmektedir. Ayrıca bağışçılarımıza, destek verdikleri çalışmalarla ilgili geri bildirim ve bilgilendirme sağlanmaktadır.
Derneğimizin tüm faaliyetleri ve mali işlemleri, ilgili mevzuat çerçevesinde İl Dernekler Müdürlükleri tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Bu denetim mekanizması, bağışların doğru ve amacına uygun şekilde kullanılmasını güvence altına almaktadır.
Günümüzde savaş, işgal ve ağır insani krizlerin yaşandığı bölgelere bakıldığında, bu bölgelerin büyük ölçüde Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı coğrafyalar olduğu görülmektedir. Bu durum, çalışmalarımızın önemli bir bölümünün fiilî olarak bu bölgelerde yürütülmesine sebep olmaktadır.
Verenel Derneği’nin yardım çalışmalarındaki temel önceliği ise din, dil veya inanç ayrımı gözetmeksizin, yalnızca ihtiyaç sahiplerine ulaşmaktır. Bu doğrultuda, örneğin kıtlık sebebiyle Afrika’ya gerçekleştirilen yardım faaliyetlerinde, Müslümanların yanı sıra farklı din ve inanışlara mensup ihtiyaç sahiplerine de destek sağlanmaktadır.
Derneğimiz için esas olan, yardımın en fazla mağduriyetin yaşandığı alanlara, en adil ve etkili şekilde ulaştırılmasıdır.
Verenel Derneği, hem yurt içinde hem de yurt dışında insani yardım ve kalıcı proje faaliyetleri yürütmektedir.
Derneğimiz; savaş, doğal afet, yoksulluk ve insani krizlerin yaşandığı bölgelerde acil yardım çalışmaları gerçekleştirmenin yanı sıra, bu bölgelerde kalıcı ve sürdürülebilir projeler hayata geçirmeyi hedeflemektedir.
Aynı zamanda yurt içinde de; doğal afet, yoksulluk ve sosyal ihtiyaçlar sebebiyle zorluk yaşayan ailelere yönelik olarak gıda, giyim, barınma, eğitim ve sağlık destekleri düzenli şekilde sürdürülmektedir.
Verenel Derneği, faaliyetlerini ihtiyaç odaklı bir yaklaşımla, coğrafi ayrım gözetmeden yürütmektedir.
Verenel Derneği’nin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi almak isteyen bağışçılarımız ve gönüllülerimiz, derneğimizin ilgili birimleriyle iletişime geçerek projelerimiz hakkında detaylı bilgi edinebilir.
Gerçekleştirilen yardım faaliyetlerinde; bağışların nerede ve nasıl değerlendirildiği, projelerin hangi kriterler doğrultusunda hayata geçirildiği ve çalışmaların iç denetim süreçleri şeffaflık esasına göre yürütülmektedir.
Ayrıca derneğimizin tüm faaliyetleri, yıllık olarak yayımlanan faaliyet bültenleri aracılığıyla kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Bunun yanında, yürütülen kampanyalar sonrasında hazırlanan proje ve değerlendirme raporları, bağışçılarımıza, gönüllülerimize ve ilgili resmî ile sivil kurumlara sunulmaktadır.
Verenel Derneği olarak, gönüllü destek vermek isteyen herkesi çalışmalarımızın bir parçası olmaya davet ediyoruz.
Gönüllü olarak görev almak isteyen kişiler, derneğimizin kurumsal web sitesinde yer alan Gönüllü Başvuru Formunu doldurarak destek verebilecekleri alanları belirtebilirler. Başvurular, ilgili birimlerimiz tarafından değerlendirilmekte ve uygun alanlarda gönüllülerimizle iletişime geçilmektedir.
Ayrıca gönüllülük süreci hakkında detaylı bilgi almak veya başvurunuzla ilgili destek almak için iletişim hattımızdan bizimle doğrudan irtibata geçebilirsiniz.
0312 283 00 00 / 0312 261 38 38
Hala sorularınız mı var?
Bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Size yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.