Zekât Hesaplama
Varlıklarınızı ve borçlarınızı girerek zekât yükümlülüğünüzü hesaplayabilirsiniz. Tüm hesaplamalar anonim olarak gerçekleştirilir.
Altın (24K):
6.249,75
₺/gr
Gümüş:
97,24
₺/gr
USD:
46,3293
₺
EUR:
53,2100
₺
Son güncelleme: 19.06.2026 05:00
Sıkça Sorulan Sorular
Zekât hakkında merak edilen soruların cevaplarını burada bulabilirsiniz.
Zekâtın Mahiyeti, Hükmü ve Zekâta Tabi Mallar Hakkında Soru ve Cevaplar
Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için muayyen kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder. Zekâtın farz olması için şartlar; malların nisaba ulaşması yanında nâmî (üreyici/artıcı) olması, sahip olunduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi, bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlardan fazla olmasıdır. Nisap, zekâtla yükümlü olmak için esas alınan zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçü, altında 20 miskal (80.18 gr), devede 5, sığırda 30, koyun ve keçide 40 adettir. Zekâtın kimlere verileceği Kur’an-ı Kerim’de ayrıntılı şekilde açıklanmış (Tevbe, 9/60), nisabı da hadislerde belirtilmiştir (Buhârî, Zekât, 32, 36, 38, 43). Buna göre temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişi diğer şartlar da yerine gelmişse bu mallarının zekâtını vermesi gerekir (Kâsânî, Bedâî’, II, 4 vd).
Zekât hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Zekât, Kur’an-ı Kerim’de pek çok âyette namaz ile birlikte zikredilmiş; Hz. Peygamber (s.a.s.) de zekâtın İslam’ın temel ibadetlerinden biri olduğunu bildirmiştir. Kur’an ve hadislerde namaz ile zekâtın ardı ardına zikredilmesi, toplumların ruhî olgunluğa ulaşmasında bu iki ibadetin rolünü göstermesi bakımından son derece önemlidir. Zekât, malı temizleyen ve manevi arınmaya vesile olan bir ibadettir. Ayrıca zekât, maddi gücü olmayanların ihtiyaçlarının giderilmesine katkı sağlar, zengin ile fakir arasındaki uçurumu azaltır ve toplumsal kenetlenmeyi artırır.
Bir kimseye zekâtın farz olması için o kimsenin müslüman, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması, bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı nitelikte "nisap miktarı" mala sahip olması gerekir. Ayrıca nisap miktarı mala sahip olduktan sonra üzerinden bir kameri yılın geçmesi gerekir. Zekâtın geçerli olmasının şartları ise "niyet" ve fakire verilmesi (temlik) dir.
Temel ihtiyaç maddeleri insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Bunlar; barınma, nafaka (yiyecek, giyecek ve sağlık giderleri), ulaşım, eğitim, ev eşyası, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, kitaplar, güvenlik amacıyla kullanılan aletler ve elektrik, su, yakıt, aidat vb. diğer cari giderler ve bu temel ihtiyaçları karşılamak için ayrılan paradır.
Zekât vermekle yükümlü olan kişi, elindeki zekâta tâbi olan malından kul haklarına müteallik borçlarını düşer. Hanefî mezhebinin genel görüşüne göre ödeme günü gelmiş veya gelmemiş olan borçlar bu konuda aynı hükme tâbidir. Ancak günümüzde ödeme planı uzun bir takvime bağlanmış olan (kamu, TOKİ, kredi vb.) borçlar bütünüyle düşülmemelidir. Sadece o zekât yılına ait olan birikmiş borçlar ve vadesi o yıl içinde dolacak olanlar düşülmelidir.
Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç-gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlar kapsamında yer alır. Dolayısıyla bunların zekâtının verilmesi gerekmez. Ancak, kişinin kendi mesleğinin icrası için değil de, ticaret için üretilen veya alınıp satılan araç-gereç, malzeme ve makinelerin zekâtının verilmesi gerekir.
İslam’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre bir kimse babasıyla birlikte oturuyor olsa bile zekâta tâbi nisap miktarı mala sahip ise zekât ile mükelleftir. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekâtla yükümlü olur.
Hanefîlere göre zengin de olsa büluğ çağına girmemiş çocukların mallarından zekât vermek gerekmez. Ancak, çocuklara ait tarım arazilerinden elde edilen tarım ürünlerinin öşrü yani zekâtının verilmesi gerekir. Şâfiî mezhebine göre ise zekât vermek için akıl ve büluğ şart değildir.
Bir yıllık borcu ve temel ihtiyaçları dışında 80.18 gr. veya daha fazla altına veya bu değerde para veya ticaret malına sahip olan bir kimse, buna mâlik olduğu günden itibaren üzerinden bir yıl geçtiğinde, zekât vermekle yükümlü olur. Paranın burs veya yardım olması durumu değiştirmez.
Kira gelirlerinin zekâta tâbi diğer mal ve gelirlerle birlikte, temel ihtiyaçlar ve borçlar çıktıktan sonra nisap miktarına (80.18 gr. altın veya değeri) ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir.
Ticaret maksadıyla elde bulundurulan taşınmaz mallar zekâta tâbidir. Bir yıllık borçları çıktıktan sonra değerleri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir yıl geçmiş ise kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtının verilmesi gerekir. Ev, dükkân, tarla veya bağ-bahçe yapma niyetiyle satın alınan arsalar ise zekâta tâbi değildir.
Ticaret malının zekâtı verilirken, satıldığı takdirde elde edilecek kâr dikkate alınmadan sanki malın aynından (bizzat kendisinden) zekât veriyormuş gibi zekâtın verileceği tarihteki maliyet değeri esas alınır.
Ticaret mallarının zekâtı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi, malın kendi cinsinden de verilebilir.
Evet, kâğıt para, altın ve gümüşün mübadele vasıtası olarak yapmış olduğu görevi yüklenmiştir. Bu itibarla, altın ve gümüşün zekâtının verilmesi gerektiği gibi kâğıt paranın da zekâtı verilmelidir.
Altın ticareti yapan bir kimse zekâtını sahip olduğu altın ve elde ettiği gelirin toplamı üzerinden verir. Farklı ayarlarda altın varsa, her ayarın zekâtı kendisinden veya değerinden verilir. Ancak nisap hesaplanırken ayar farklılığına bakılmaksızın eldeki altınların hepsi birlikte tartılır.
Farklı ayarda da olsa sahip olunan bütün altın çeşitlerinin toplam ağırlıkları 80.18 grama ulaştığında zekâta tâbidir. Ancak bu durumda farklı ayarlardaki altınların zekâtı, ayrı ayrı değerleri üzerinden hesaplanarak kırkta bir (% 2,5) oranında verilir.
Hanefîlere göre altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları, 80.18 gr. veya daha fazla olup üzerinden de bir yıl geçmiş ise zekâta tâbidir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî bilginlerine göre ise, kadının normal olarak takıp kullandığı ziynet eşyası, aslî ihtiyacı sayıldığından zekât gerekmez.
Hayvanların zekâtı, kendi cinsinden verilebileceği gibi, değerleri üzerinden para olarak da verilebilir. Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.
Evet, emlakçıların ticarî amaçla alıp sattıkları gayrı menkuller zekâta tabidir. Değeri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir yıl geçmiş ise piyasa değeri üzerinden kırkta bir (%2,5) oranında zekât verilir.
Üretim araçları zekâta tabi değildir. Bunlarla elde edilen ürün veya gelirlerin tek başına ya da diğer birikimlerle birlikte nisap miktarına ulaşır ve üzerinden bir yıl geçerse kırkta bir (% 2,5) oranında zekâtları verilir.
Hisse senetleri kâr payından yararlanmak amacıyla tutuluyorsa, elde edilen gelir zekâta tabidir. Alınıp satılmak amacıyla (ticaret malı olarak) tutuluyorsa, piyasa değerleri üzerinden % 2,5 oranında zekât verilir.
Şirket ortağı olan kişi, şirketin duran varlıkları dışındaki dönen varlığından (nakit, çek, yarı mamül vb.) kendi hissesine düşen miktarın nisaba ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde zekâtını vermelidir.
Öşür, tarım ürünlerinden verilen zekât demektir. Kur’an ve Sünnet ile sabittir. Yağmur ve nehir sularıyla sulananlarda onda bir; emek ve masrafla sulananlarda yirmide bir verilir.
Günümüz âlimlerinin çoğunluğuna göre saklanabilir tarımsal ürünlerden, masraflar çıkarıldıktan sonra kalan ürün nisap miktarına (yaklaşık 653 kg buğday değeri) ulaşırsa zekâta tabi olur.
Evet, tercih edilen görüşe göre her türlü toprak mahsulleri ile meyveler için zekât/öşür vermek gerekir.
Hayır, öşrü verilen tarım ürünleri paraya dönüştürülmedikçe, ambarda ne kadar kalırsa kalsın yeniden öşre tabi olmaz.
Tabiatta kendiliğinden yetişen ağaç, kamış, ot ve benzeri şeyler için öşür gerekmez. Ancak kazanç elde etmek üzere yetiştirilenlerden gerekir.
Hasat edilmeden tarlada telef olan ürün için zekât gerekmez. Ancak hasat edildikten sonra zayi olursa öşrünün verilmesi gerekir.
Evet, gübre, ilaç, mazot gibi ilave masraflar çıkarıldıktan sonra nisaba ulaşması hâlinde 1/10 oranında öşür verilir. Masraflar çıkarılmadan verilecekse 1/20 oranında verilir.
Kiraya verilen tarlanın öşrü kiracıya (ürünü alana) aittir. Yarıcılık (ortaklık) durumunda ise tarla sahibi ve yarıcı hisseleri oranında verir.
Hayır, vergi bir vatandaşlık görevi, zekât ise dinî bir yükümlülüktür. Devlete ödenen vergiler zekât yerine geçmez, zekâtın ayrıca verilmesi gerekir.
Gayrimeşru kazancın tamamı sahibine iade edilmeli veya hayır yolunda harcanarak elden çıkarılmalıdır, bu yüzden zekâtı hesaplanmaz.
Kuvvetli alacakların (borç verilen para, ticaret malı bedeli) her yıl zekâtı verilir. Orta ve zayıf alacaklarda ise tahsil edildikten sonra zekât verilir. İnkâr edilen alacaklar tahsil edilirse sadece o yılın zekâtı verilir.
Evet, vadesinde ödeneceği kesin olan çek veya senet zekâta mahsuben fakire ciro edilebilir. Ancak ödenmezse zekâtın tekrar verilmesi gerekir.
Zekâtın belli bir ayı yoktur. Nisap miktarı mala sahip olunduktan sonra üzerinden bir yıl geçince verilmesi farz olur. Ramazan’ı beklemeye gerek yoktur.
Evet, kişi zekâtını bizzat verebileceği gibi vekâlet veya havale/EFT yoluyla da verebilir. Önemli olan fakire ulaşmasıdır.
Asıl olan peşin ödemektir ancak imkânı olmayanlar bir yıl içinde taksitle de ödeyebilir.
Evet, mal sahibi dilerse nisaba ulaşmış olan malın zekâtını sene dolmadan önce de verebilir.
Geçmiş yılların zekâtını vermemiş olan kimse, elinde malı varsa geriye dönük hesaplayıp vermelidir.
Vefat ederse sorumluluktan kurtulamaz, mirasçılarına vasiyet etmelidir. Malı helak olursa Hanefîlere göre zekât düşer, diğerlerine göre düşmez.
Türkiye'deki tapulu araziler mülk arazi statüsündedir ve öşri arazidir. Hanefilere göre bu arazilerden elde edilen ürünün öşrünün (zekâtının) verilmesi gerekir. Vergi verilmiş olsa bile öşür ayrıca verilmelidir.
Ekstra tarım masrafları (gübre, ilaç vb.) hasılattan düşüldükten sonra kalan miktar nisaba ulaşırsa, doğal sulamada 1/10, masraflı sulamada 1/20 oranında zekât verilir.
İşçinin hak ettiği ücret zekâttan ödenemez. Zekât ve ücret ayrı yükümlülüklerdir. Ancak işveren, işçisine ücreti dışında ayrıca zekât verebilir.
Zekâtın Verileceği Yerler Hakkında Soru ve Cevaplar
Zekât; fakirler, miskinler, zekât memurları, müellefe-i kulûb (kalbi İslam’a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlara verilir (Tevbe, 9/60).
Anne, baba, dede, nine, çocuklari torunlar, eş ve zenginlere zekât verilmez. Ayrıca gayrimüslimlere de zekât verilmez.
Evet, sütanne ve sütbaba kişinin bakmakla yükümlü olduğu (usûl-fürû) kimselerden sayılmadığı için onlara zekât verilebilir.
Evet, fakir olan kardeşe, amca, dayı, hala ve teyzeye zekât verilebilir. Hatta akrabaya vermek daha sevaptır.
Evet, fakir olmaları hâlinde verilebilir. Çünkü aralarında usûl-fürû (bakmakla yükümlülük) ilişkisi yoktur.
Zekâtın temlik (sahiplendirme) şartı vardır. Ancak bu kuruluşlar fakirlerden "vekâlet" alarak onlar adına zekâtı kabul edip tedavilerinde kullanırlarsa caizdir.
Evet, fakir olan kayınvalide ve kayınpedere zekât verilebilir.
İslam’da evlatlık müessesesi hukukî varislik doğurmadığından, bakımı üstlenilen çocuğa (kendi soyundan değilse) fakir olması kaydıyla zekât verilebilir.
Geliri olsa bile temel ihtiyaçlarını karşılayamayan veya nisap miktarı malı olmayan kişilere (memur, esnaf, işçi fark etmeksizin) zekât verilebilir.
Genel görüşe göre zekâtın temlik şartı (şahsa verilmesi) gereği cami, okul, köprü gibi inşaat işlerine verilmez. "Fî sebîlillah" genellikle askerler, hac yolcuları ve ilim talebeleri olarak yorumlanmıştır.
Zekâtı hak sahiplerine ulaştıran aracı kurumlara verilebilir. Ancak zekâtı genel giderler (bina, elektrik vb.) için kullanan kurumlara verilmez.
Evet, fakir olan damat ve geline zekât verilebilir.
Müslüman olmak kaydıyla günahkâr kimselere de zekât verilebilir. Ancak parayı haramda kullanacaksa gıda/giyim olarak vermek daha uygundur.
Çoğunluğa göre verilmez. Ancak kalpleri İslam'a ısındırılmak istenenlere (müellefe-i kulûb) verilebilir.
Evet, şartları taşıyan fakire evlilik veya sünnet masrafı olarak zekât verilebilir. Ancak parayı verip harcamayı onlara bırakmak daha uygundur.
Genel iftarlar zekât yerine geçmez çünkü zenginler de yiyebilir. Ancak yemekler doğrudan fakirlere teslim edilirse geçerli olur.
Alacaktan vazgeçmek zekât sayılmaz (temlik şartı gereği). Ancak borçluya zekâtı verip, sonra ondan borcu tahsil etmek suretiyle yapılabilir.
Hayır, zekât kurumlara veya cansız eşyalara (cihaz, bina) değil, bizzat şahıslara verilmelidir.
Hayır, ağaç dikme kampanyalarına yapılan bağışlar zekât yerine geçmez.
Eğer zekât niyetiyle veriliyorsa, çalışanlar zekât alabilecek durumdaysa ve bu yardım sözleşme gereği olan bir ödeme (promosyon vb.) değilse sayılabilir.
Araştırarak verildiyse geçerlidir. Araştırmadan verildiyse ve zengin olduğu anlaşılırsa yeniden verilmesi gerekir.